Firma Haberleri Doğ-Ya (Doğal Yaşam Ürünleri) İnternet Marketi.   -  Şirketlerde Kalıcı Başarının Anahtarı: “Kurumsal Sosyal Sorumluluk”  -   İksir Limited Şirketi ve Doğal Yaşam Marketi Sponsorluğunda Konferans   -  Firma Kulübü Üyeliği Avantajları   -  Ticaret Yerimiz Sitesi Hangi Bölümleri Kapsıyor ?
              ||   Çözüm Ortaklarımız ||    
150 yıl öncesine dayanan Mado Dondurma












Sabri Ülker in Basarı Sırrı
 
Başarının 7 Kanunu

Bill Gates’ in Liderlik Sırları

Liderlerde Olması Gereken 10 Özellik

Başarılı Liderlik İçin Önce Normallikten Vazgeçmeli.

Ekip Liderinin El Notları

Tarihin En İsabetli 10 Yönetim Kararı

Yaratıcı Kişilik Ve İş Yapımında Yaratıcılık

10 Adımda İş Planı

Japon Firmalarının Yönetim ve Başarı Sırları

Sermayeden Daha Önemli Ne Olabilir?

Entelektüel Sermayeyi Etkili Yönetebilmek

Ünlü İş Adamları Kendilerini Nasıl Geliştiriyor?

Kişinin Değeri Anlamı Kadardır

Uyum Kabiliyeti ve Duygusal Zeka

Zaman Yönetimi

Vakit Kazandıran Uygulamalar

Zamanınızı Stressiz Yönetin

Yapılacak Çok İş Var, Her Şeye Yetişemiyorum

Zaman Ve Biyolojik Ritim İlişkisi

Kişisel zamanınızı nasıl kontrol edersiniz?

Bize Neler Zaman Kaybettirir!

Zamanınızı Başarılı Değerlendirmek İçin 20 Basamak

Zengin Olmanın 5 Altın Kuralı

Finansal Zekanız Ne Durumda...

75 Yöntemle Paranız Cebinizde Kalsın!

Ya Paran Ya Hayatın…

Zihin Gücüyle Zengin Olmak

Zenginler Ve Fakirler Arasındaki Fark

Çalışanın Motivasyonu

Motivasyon Ve Başarı İçin 20 Taktik

İşletmelerde Takım Çalışması Yoluyla Motivasyon

Motivasyon Mucizesi

Motivasyon Teorileri

Motivasyon Ve Başarı İçin 50 Taktik( 1-25)

Motivasyon Ve Başarı İçin 50 Taktik(26-50)

Motivasyon Masalları…

Başarı Ve İç Motivasyon

Dikkat Ve Çalışmanın Ödülü

Yörelerimize Göre Türkiyenin İcat Haritası

Kaz Tüyünden Para Kazanan Adam

Bilgi'li Genç İnternette Tırpan Satıyor

İdeal Sağlıklı Müslüman Affedici ve Bağışlayıcıdır, Hoş görülüdür

Başarılı Olan İnsanların Ortak Özellikleri

İdeal Müslüman Naziktir, Hikmet Sahibidir, Doğrudur

Mevlana’ dan Öyküler 1.

Mevlana’ dan Öyküler 2..

Mevlana’ dan Öyküler 3..

Mevlana Bahçesinden Seçmeler 1.

Mevlana Bahçesinden Seçmeler 2.

İdeal Müslüman İyilikleri Başa Kakmaz, Zor Durumda Olana Yardım Eder

Mevlana Denizinden Damlalar 1..

Mevlana Denizinden Damlalar 2..

Mevlana Denizinden Damlalar 3..

Mevlana Denizinden Damlalar 4..

İdeal Müslüman İnsanlara Faydalı Olmaya Çalışır

Mevlana Denizinden Damlalar 5..

Mevlana Denizinden Damlalar 6..

Geliştiren Hikayeler Karınca Kito

Geliştiren Hikayeler-Renklerin Ustası

Geliştiren Hikayeler-Bir Kelebeğin Dersi

Geliştiren Hikayeler-Bir Öğrencimin Öğrettikleri

Geliştiren Hikayeler- Yuva, Felsefe Ağacı

Yoksul Çiftçi, Her Şey İçin Teşekkürler

Sakın Emeğini Bilmeyenlere Sunma

Beş Önemli Hayat Dersi

İyilik ve Vefa –Ümitli Kurbağa

Kartalın Yeniden Doğuşu-Hayat Aceleye Gelmez

Değerli Olduğunuzu Unutmayın

Depresyondan Korunma ve Anne-Babaların Görevi

Gençlik Bunalımı Nasıl Oluşuyor ?

Günlük Yaşamda Streslerle Başa Çıkma

Ağız ve Dişte Olabilecek Rahatsızlıklar

Ağız ve Diş Sağlığı Nasıl Korunur?

Saç Temizliği ve Bakımı

Patronunuzu doğru seçin

Mesleğimizi (yaşamımızı) Seçerken…

Performans değerlendirme hayati önem taşıyor

Yüksek farkındalık için, duygularınızı yönetmeyi öğrenmek

Kendimizi Tanımak ve Hayattaki Seçimlerimiz

Aile şirketleri için yönetim rehberi

İmajını Düzelt, Kariyerini İlerlet !

Eskilerden Hayat Dersi...

Hayallerinizi Özgür Bırakın !

İş Görüşmesinde Görgü Kuralları

Sen SUS Bedenin Konuşsun!

'Zor yönetici' ile nasıl çalışılır?

Zor İnsanla İletişim

Yüzle Yüz Yüze

Duygusal Zeka

Özür Dileme Becerisi

İğnenin Ucundaki Dev

 Dolar Alış : 1.5054
 Dolar Satış : 1.5127
 Euro Alış : 1.9298
 Euro Satış : 1.9391
 
Kurumsal Üyelikler
 
 
Mevlana’ dan Öyküler 3..

           HAZİNEYİ YANLIŞ ADRESTE ARAMA

Bağdat\'ta yaşayan bir adam, zengin bir mirasa konmuştu. Zaman içinde bütün servetini yiyip bitirdi ve fakir düştü. Hâlini Allah\'a arz etti. Gayptan gelen bir ses, Mısır\'a gitmesini ve ora­da, tarif ettiği adreste bir hazine olduğunu haber verdi.

Adam, bin bir zahmetle Mısır\'a gitti. Kendisine bildirilen ad­resi buldu. Geceleyin evin etrafında dolanıp dururken bekçi tarafından yakalandı. Bekçi onu hırsız sanarak iyi bir dayak çekti.

Adam feryat figan etti, ama derdini ancak sopa faslından sonra anlatabildi.

Bekçi, adamın anlattıklarını dinledikten sonra kahkahayı bastı ve dedi ki:

\"Ben yıllardır rüyamda, Bağdat\'taki bir adreste define var di­ye görürüm. Ama hiç de hayale kapılıp yola çıkmadım. Haydi yürü memleketine!\"

Bağdatlı, tarif edilen adresteki evin kendi evi olduğunu an­ladı. Ve büyük bir sevinçle Bağdat\'a döndü, hazineyi buldu ve rahat etti.

Birçok insanın temel hatası, sahip olduğu zenginliği fark et­memektir. Kimi gençliğinin, kimi sağlığının, kimi dostlarının, kimi de sahip olduğu bilgilerin kıymetini bilmez. Hep dışarıdakilere ve başkalarının elindekilere bakarlar.

            ÖLÜM DE GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİR

Hep zahire bakanlar, görüntülere takılıp kalırlar ve tabii ki aldanırlar. Ölümün soğuk zahirine bakanlar da onun gerçek ve sevimli yüzünü göremezler.

Mevlâna bu hususta şu kıssayı anlatır:

“Zalim bir kral, Allah\'a inananları, ateş dolu çukurlara attı­rıp yaktırmaktadır, inanan bir anne de çocuğuyla birlikte bu çu­kurların başına getirilir, imanından vazgeçmeyen çocuk, ateş dolu çukura atılır ve sıra, anneye gelir.

“Bu korkunç manzara, anneyi can korkusuna düşürür. Bu korku sebebiyle yüreğinde puta tapma meyli başlar. Ve kararını verir:

“Allah\'ı görünüşte inkâr ederek putlara secde edecek ve ken­dini bu dehşetli ateşten kurtaracaktır.

“Ancak bu kararı uygulayamaz. Çünkü ateşe atılmış olan, evlâdından şu sözler yankılanır:

“Anneciğim, sen de gel buraya. Korkma! Ben görünüşte ateş içinde isem de aslında hoş bir hâldeyim. Su gibi [serin] görünen bir ateş âleminden çıkıp buraya gel ki ateş gibi görünen bir su göresin. Senden doğacağım zamanı ben ölüm olarak görüyor­dum. Ve senden ayrılacağım diye pek çok korkuyordum! Ama doğunca, daracık bir zindandan kurtuldum. Havası hoş, rengi güzel bir âleme çıktım.\"

Çocuğunun bu sözleri üzerine anne, kendine gelir ve putlara secde etmekten kurtulur. Hayat gibi görünen bir dünyadan, ölüm gibi görünen bir mutluluğa uçuverir.

                                   OBUR İLE TAMAHKÂR

Mevlâna, \"kimden ne beklememiz\" hususunda bizi bir hikâ­yeyle şöyle uyarır:

“Zindandaki mahkûmlar arasında çok obur biri vardı. Bu adam bir türlü doymak bilmezdi. Kime ne gelirse gelsin saldı­rır, herkesin rızkına ortak olurdu.

\"Zindandakiler durumu kadıya şikâyet ettiler:

“Bu adam, sinek gibi, çağrılmadığı hâlde herkesin yemeğine konuyor. Cehennem gibi de bir boğazı var, hiç doymuyor, de­vamlı \'Daha yok mu?\' diyor!

“Kadı, şikâyet konusunu araştırdı ve neticede şu karara var­dı:

“Bu adamı bir deve sırtında halka teşhir edin. Doymaz bir hırsı ve tükenmez bir istinası olduğunu herkese duyurun. Bunu iyi tanımalarını ve bir daha yiyeceklerini kaptırmamalarını ilân edin. Bir daha da hiç kimse benim yanıma, bu beni aldattı, diye gelmesin.\'

“Saf bir adamcağızın devesini alırlar ve oburu bu deveye bindirip halkın içinde gezdirirler. Her dilden adamın durumu­nu açıklarlar.

“Devenin sahibi olan saf adam da devesinin yanı başında, onlarla beraber gezer. Gece olup da obur adam deveden indiri­lince, deve sahibi ona dedi ki:

“Sabahtan beri devemin üstündesin. Hadi arpadan vazgeç­tim, hiç olmazsa saman parası olarak üç-beş kuruş ver.”

“Obur adam, bu isteğe önce kahkahayla karşılık verdi, sonra da dedi ki:

“Be adam! Ben şu ana kadar niçin dolaştırıldım bilmiyor musun? Senin şuurun nerede? Benim oburluğumu ilân için çalı­nan davulun sesi, yedi kat göğe vardı. Demek gün boyu bera­ber olduğumuz hâlde senin kulağına gelmemiş, tamah seni kör ve sağır etmiş. Bırak para istemeyi de al deveni, git işine!”.

Bencil, maddeci ve sömürgeci bir dünyadan adalet ve men­faat bekleyen Müslümanların hâli, saf deveciye benzemiyor mu?

Fakat hırslı oburun açık sözlülüğünü, bu dünyadan işitmek imkânsız gibi...


                        BAYILTAN KOKU

İnsan bulunduğu ortama alışır, ısınır ve hep öyle yaşamak ister, iyi şartlara da kötü şartlara da alışmak, insana mahsustur. Mevlâna bu hususta, dericilikle meşgul olan birini anlatır.

Deriyi işlemek için o zamanlar köpek pisliği kullanıldığın­dan, adamın burnu zamanla pis kokulara alışmış.

Bu adam bir gün kokucular çarşısına uğramış. Ancak çarşıyı kaplamış olan güzel kokulara dayanamayarak bayılıvermiş.

Çevreden koşup gelenler, ne yaptılarsa onu ayıltamamışlar. Bu haber kardeşine de ulaşmış. Kardeşi koşup gelmiş ve avucunda getirdiği pisliği kimseye göstermeden kardeşine koklat­mış. Her zaman alışmış olduğu pis kokuyu duyan baygın adam hemen ayılıp kendine gelmiş...

Bu da gösteriyor ki kötüye ve kötülüğe alışmış olan, iyilik­ten rahatsız olur.
 

                HERKES KENDİNE LÂYIK VE LÂZIM OLANA BAKAR

Her şeyin bulunduğu kocaman bir şehirde kötü olan kişi, kötüleri bulur, iyi olan da iyileri... Atalarımız, \"Oduncunun gö­zü omçada olur.\" demişler. Yani her şeye mesleği açısından ba­kar ve değerlendirmesini ona göre yapar.

İnsan daima iç dünyasına uygun bir arayışa girer dış dünya­da. Mevlâna bu hususta şu ilginç misali verir;

“Bir öküz, Bağdat\'a gelir. Şehri baştan başa gezer. Oradaki en lezzetli nimet olarak yalnız kavun karpuz kabuklarını görür. Önüne çıkan otlar ve saman yığınları dikkatini çeker. Çünkü öküzün ve eşeğin seyrine lâyık olan ancak budur,\"


        EN ACI YALNIZLIK, ANLAMAYANLARIN ARASINDA OLMAKTIR

“Avcının biri, bir ceylân yakalar. Ceylânı getirip ahırdaki eşeklerin içine bırakır. Eşekler büyük bir zevk ve iştahla karpuz kabuklarını yerken, ceylân onlara hiç yaklaşmaz.

\"Eşekler, kendi keyiflerine katılmadığı için ceylânla alay et­meye başlar.

“Ceylân der ki:

“ Ben çayırlığın arkadaşıyım. Duru sularla, bağlar ve bahçe­lerle avunur, eğlenirdim. Sümbülü, lâleyi, reyhanı bile binlerce nazla ve istemeyerek yerdim. Fakat koku almayanlar bunları nereden 

duyacak? Pisliğe meyleden eşeğe o koku haramdır. Çünkü eşek, yoldan giderken diğer bir eşeğin sidiğini koklar ve ondan hoşlanır! Bu çeşit yaratıklara nasıl misk sunabilirim?”.

Bir insanın da en acı yalnızlığı, aykırı bir ortamda tek kalma­sıdır. Kendisini anlamayanlar arasında kalmış peygamberlerin ve velilerin yalnızlığı gibi...


             HZ. HÜSEYİN\'E DEĞİL, KENDİNE AĞLA!

Bir adam, bir kısım insanların kendi kendilerine eziyet vere­rek bağıra çağıra ağlaştığını görür. Yanlarına varıp ne yaptıkla­rını sorar.

Onlar da “Bugün Hz. Hüseyin\'in Yezid tarafından Kerbelâ\' da şehit edildiği günün yıldönümüdür.
Biz o mübarek Pey­gamber evlâdının yasını tutuyoruz.\" derler. O arif kişi, onlara şu ibretli açıklamayı yapar: \"Yezid\'in devri nerede kaldı? Siz şimdiye kadar uyuyor muydunuz ki şimdi yas tutuyor, üst başınızı parçalıyorsunuz? Ey uykuya dalanlar!
Siz önce kendinize ağlayın! Çünkü bu ağır uyku, çok kötü bir ölümdür. Allah\'a bağlı bir ruh, bu dünya zindanından kurtuldu; neden elbiselerimizi yırtalım, niçin eli­mizi ısırıp duralım?”.

Dünya, nice garip hâle şahitlik yapmaktadır. Bazen ağlana­cak hâlimize gülmekte, bazen de gülünecek hâlimize ağlamak­tayız. Bazen de kendileri için ağladıklarımız, bize üzülüp ağla­maktadırlar.


                 CAMİDEN ÇIKARMAYAN KİM?

Bir bey, hamama gitmek istedi. Seher vakti kölesine seslendi:

\"Sungur, uyan, başını kaldır! Gerekli malzemeyi hazırla da hamama gidelim.\"

Hamama doğru yola çıktılar. O sırada yol üzerindeki bir mescitte sabah ezanı okunuyordu. Sungur ezan sesini duyunca durdu. Çünkü namaza çok düşkündü. Beye dedi ki:

“Ey kuluna iltifat ve ihsanda bulunan beyim! Sen şu dükkân­da birazcık otur da ben namazımı kılıvereyim.”

Bey kabul etti, dükkânda oturdu. Namaz kılındı. İmam ve cemaat namazı kılıp dışarıya çıktılar. Sungur ise kuşluk vaktine kadar mescitte kaldı. Beyin sabrı tükendi ve içeriye seslendi:

“Sungur, niçin dışarı çıkmıyorsun?” Sungur, içeriden cevap verdi:

“Efendim, bırakmıyorlar. Birazcık daha sabredin, geleceğim. Beni beklemekte olduğunuzu biliyorum, unutmadım!”

Bey daha sonra tam yedi kere seslendi. Seslendi bekledi, bekledi seslendi. Nihayet Sungur\'un bu cilvesinden usandı. Çünkü her seslenişinde Sungur, “Efendim, dışarı çıkacağım, ama daha bırakmıyorlar.” diyordu.

Bey sesini yükseltti:

“Yahu mescitte kimse kalmadı; seni bırakmayan kim, seni orada kim tutuyor?”

Sungur, beyi susturan şu ilginç cevabı verdi:

“Seni dışarıdan içeriye sokmayan yok mu? İşte, beni de içeri­den dışarıya bırakmayan da o. Senin bu tarafa adım atmana müsaade etmeyen, benim de dışarıya adım atmama mâni olu­yor.”.


                           EŞEK GİTTİ!

Hz. Mevlâna, eğlence gibi görülen saza caza, şamataya dik­kat çeker. Çünkü balık, bulanık suda avlanır. Bunu bilenler, ön­ce insanların dikkatini müzikle, oyunla, eğlenceyle bir tarafa çekiyorlar,

Sonra da bazen cüzdanlarını, bazen de vicdanlarını boşaltıyorlar.
    Bu aldatış, klasik “ Cambaza bak!” yöntemidir. İnsan bütün dikkatiyle ip üstünde yürüyen
cambaza bakarken, yan kesiciler de cepleri yoklamaktadır.
    Hem anlamsız taklitçiliği hem de “ eğlence diye sunulan şamata alemini şöyle yerer Mevlana:
Saf bir sofi bir tekkeye misafir olur. Eşeğini ahıra çeker, kendisi de tekkenin bağlısı olan dervişlere katılır.
    Tekkedeki fakir dervişler, bu saf sofinin eşeğini satıp parasıyla kendilerine bir ziyafet çekme kararı alırlar. Planladıkları şeyi gerçekleştirirler. Ziyafet sofrasına eşeğin sahibi sofuyu da çağırırlar.
Hep birlikte yiyip, içip sema yaparlar.
Daha sonra da bir çalgıcı, hareketli bir makamdan eşek gitti! eşek gitti! Diye çalıp söylemeye başlar. Oradakilerde bu tempoya katılırlar ve hep bir ağızdan “ Ey oğul eşek gitti, eşek gitti! ”
derler.
    Misafir sofi de bu havaya kaptırır kendini. O da “eşek gitti, eşek gitti! ” diye bağırır, güler eğlenir.
Sabah olunca herkes bir tarafa dağılır gider.Sofi de eşyasını toplar ve eşeğine yükleyip yola koyulmak ister. Fakat eşek bağladığı yerde yoktur.
Ama ümidini kırmayıp bekler.
“ Belki de oranın bakıcısı, eşeği sulamaya götürmüştür” diye düşünür.
   Hizmetkar gelince heyecanla eşeği sorar. Adam gerçeği açıklar:
“ Dervişlerin hepsi bana hücum etti.Yarı canlı bir halde yere düştüm.Eşeği elimden aldılar, gittiler.
Sen hem bir ciğer parçasını aç kedilerin arasına atıyorsun, hem de onu aramaya çıkıyorsun; bulunur mu?

  Saf sofi, hizmetkâra kızdı ve \"öyleyse niçin gelip bana böyle korkunç bir zulme uğradığımı haber vermedin?\" dedi.

O da sofiye şu cevabı verdi:

\"Vallahi kaç kere geldim, sana bu işleri anlatmak istedim; fa­kat sen de \'Oğul, eşek gitti, eşek gitti!\' deyip duruyordun. Hatta bu nağmeyi hepsinden daha zevkli söylemekteydin. Ben de \'O da durumu biliyor, demek ki bu işe razı, arif bir adam.\' deyip geri döndüm.\"

Saf sofi, büyük bir keder içinde şöyle konuştu:

\"Ne bileyim? Onların hepsi hoş hoş söylüyorlardı. Ben de onların sözünden zevke geldim, onları taklit ettim. Bu taklit be­ni ele verdi. O taklide 200 kere lanet olsun!\"

Acaba Hz. Mevlâna, televizyon dönemini görse neler söyler­di? Her gün onlarca kanala bakarak eğlendiğini sanan insanla­rın sadece binekleri değil, ruhları, kalpleri, duyguları soyulu­yor; maddeleri de manaları da sömürülüyor. Üstelik bu kayıp­lar, sofinin eşeği gibi görünmüyor, hatta bazen fark bile edilmi­yor.

Evet, gerçekten düşünmek gerekiyor: Biz el çırpıp oynarken, çalıp söylerken kimler bizden neler götürüyor?

Kaldı ki biz, aç kediler arasında ciğer gibi de değiliz. Aç kurtlar ve doyumsuz sırtlanlar arasındaki kuzulara benziyoruz. Bari kendi kayıplarımızın türküsünü eğlence sanmayalım.

                       \"ŞÖHRET, AFETTİR\"

Şöhretin zirvesinde şöhrete sırtını dönen ve asla gururlan­mayan Mevlâna, şöyle der:

“Kendini inleyen bir hasta yap, şöhretten kurtulabilmek için.

\"...Şöhretimizin arttığı, insanların bizim ziyaretimize geldiği ve rağbet gösterdiği günden beri dünya afetinden rahat edemi­yorum.

\"Nitekim Muhammed Mustafa Hazretleri ne güzel buyur­muştur:

“ Şöhret, afettir. Rahat etmek, şöhretsizliktedir.”
 

                     İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır. YENİ AİLESİ.
                       
KAYNAK: Mevlana’ an Öyküler. Sadık Yalsızuçanlar
                            
HAZIRLAYAN: Araştırmacı Biyolog Yaşar YENİ

İksir kimya, sağlık, gıda, iletişim ve danışmanlık hiz.san.tic.lmt.şirt.

MAGİCPLAST

Biz; üç yıldır süren yoğun araştırmalar ve birikimler sonucunda 24 Mart 2006 Tarihinde kurulan İksir Kimya...
Ar-Ge ve İnovasyonda tercihiniz!!

Elektronik Isıtma ve Soğutma Sistemleri

Global İş ve Ticaret Geliştirm

-İdeal ve Güvenli Alışveriş
 
 Havale  
 Posta Çeki  
 Ödeme Bilgileri 
http://www.microeye.com.tr

http://sivilceler.biz

http://www.vuralgida.com.tr

http://www.iksirim.com

http://www.ortasdegirmen.com

http://www.vizyonsauna.com

http://www.spa-turkey.com

http://www.ackar.com.tr


Önerileriniz için tıklayın
 
Türk Sanayici ve İş Adamları Derneği

Anadolu Aslanları İşadamları Derneği

Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu

Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Turizmle İlgili Bilgiler

Konulara Göre Bilgi Siteleri

T.C Hazine Müsteşarlığı

T.C Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı

T.C Merkez Bankası

Türk Standartları Enstitüsü

Hesap Uzmanları Kurulu

Gelir İdaresi Başkanlığı

T.C Resmi Gazete

Türkiyedeki Online Gazeteler

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu

Yabancı Ülkelerin Diplomatik ve Konsüler Listesi

Türkiyedeki Üniversitelerin Web Siteleri

Genel Bilgi Siteleri

T.C Türk Patent Enstitüsü

Anadolu Ajansı

Genel Sağlık Bilgileri Sitesi

Türk Tabipler Birliği

Türk Eczacılar Birliği

Türk Diyetisyenler Derneği

Türkiye Gıda Mühendisleri Odası

Türkiyedeki Kamu, Askeri, Siyasi ve Sivil Toplum Kuruluşları Web Siteleri

T.C Bakanlık Resmi Siteleri

Ar- Ge ve Önemi

Yeniliklere Odaklanarak Yaşayın

Kişisel Gelişim ve Başarı

Aile ve Aile İçerisindeki İletişimler

Çocuk Gelişimi ve Beslenme

Organik Gıda ve Beslenme

İksirden Sağlıklı Yaşamın Sırları

Global Ticarette İnternetin Önemi

Türkiyenin Tamamlayıcı Tıp Portalı

Oğuz Saygınla Kişisel Gelişim

H.İbrahim Tütüncüoğlu.Uzun Hayat

Gönül Dünyanıza Açılan Kapı

Sporla İlgili Güncel Haber ve Bilgiler

İş Fikirleri-Pazarlama-Satış-İnovasyon-Girişimcilik

Kişisel Gelişim Merkezi

Yeni Girişimcilerin Beyin Fırtınası

..:::Yesil Makaleler:::..

Otel Yorumları

Eskişehir

Ucuz Tatil

Tatil Dizayn

 FİRMA LOGO REKLAMLARI  
 
 

Site’nin (tasarım, metin, imge, html kodu ve diğer kodlar da dahil ve fakat bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) tüm unsurları (kısaca “Ticaret Yerimiz  ’in Telif Haklarına Tabi Çalışmaları”) Ticaret Yerimiz ’e ait ve/veya Ticaret Yerimiz (İksir Kimya, Sağlık, Gıda, İletişim ve Danışmanlık Hizmetleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile Bilişim Mühendislik tarafından alınan lisans hakkı altında kullanılmaktadır.Tüm hakları saklıdır.

 
     
  İksir Kimya, Sağlık, Gıda, İletişim ve Danışmanlık Hizmetleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi
Adres: Medrese mh.Hastane cd. 4/ A Selçuklu/KONYA
Tel:+90 332 3517384 - +90 332 3517386 Fax:+90 332 3517362