İlim farzdır ve bir şereftir :
Müslüman aklı ilim ile muhafaza etmenin ve onu Allah\'ın kainattaki mahlukatının sırlarını çözmede kullanmasının bir farz olduğu bilir. Çünkü
Resulullah (sav) bu hususta şöyle buyurmuştur:
‘ İlim taleb etmek her müslümana farzdır,’ (İbn Mace.)
Bu itibarla aklını daima korur ve göğsünde hayat nefesleri bulundukça, nabzı atıp damarlarında kan dolaştıkça ilimden geri durmayıp devamlı zihni faaliyette bulunur.
Cenabı Hakk\'ın alimleri yüce tutup onlara takva sıfatını vermesi, müslümanın ilme yönelmesi için kafi bir delildir. O şerefi Allah bütün insanlar arasından ancak ulemaya tahsis ederek şöyle buyurmuştur:
‘Allah\'ın kulları arasında O\'ndan korkan ancak âlimlerdir.’ (Fatır: 28)
Allah\'tan, hakkıyla, fikirleri aydınlanmış, Allah\'ın kudretini ve kainatı yaratmadaki azametini görmüş olan âlimler korkar.
Allah şu âyetiyle âlimleri, âlim olmayanlardan üstün kılmıştır:
‘De ki hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.’
(Zümer: 9).
Safvan b. Assai el-Muradi (r.a.) Peygamber (sav) mesciddeyken, O\'na geldi ve şöyle dedi:
- Ben ilim taleb etmeye geldim. Resulullah (sav) :
- ‘Merhaba ilim talebesi. Hiç şüphe yok ki melekler ilim taleb edeni kanatlarıyla örterler. Sonra da onun talep ettiği (ilmi)\'ne sevgilerinden üzerine dünya semasına ulaşıncaya kadar birbirlerinin üzerine yığılırlar.’ (Ahmed, Taberani, Hakim)
İlmin fazileti ve onu talep konusundaki teşvike delalet eden çok deliller vardır.
Bu yüzden de ideal sağlıklı Müslüman ya öğreten veya öğrenendir.
İlim ölünceye kadar sürer
Gerçek öğrenmek yüksek bir diploma alarak, bir gelir kaynağı bulup rahat bir hayata kavuştuktan sonra marifet hazinelerinden uzaklaşıp okumayı ve incelemeyi terk etmek demek değildir. Gerçek öğrenmek ilmi çalışmalarında devam etmen ve her gün ilim ve amel yönünden bir şeyler elde etmendir ki bunu şu âyet bize ifade etmektedir:
‘Rabbim ilmimi artır de’ (Taha: 114)
Selef-i Salihin ilmi dereceleri ne kadar yükselirse yükselsin öğrenmekten geri durmaz ömürlerinin sonuna kadar ilim tahsil etmekte devam ederlerdi. İlmin çalışma ve müzakereyle yaşadığını terk edip bırakmakla elden çıkacağını biliyorlardı. Onların bu hususta ilmi mukaddes bir varlık kabul ettiklerine ve ilmi çalışmayı sürdürmenin ehemmiyetine dair çok güzel sözleri vardır.
İmam İbnıı Abdi-1-Berr\'in İbnu Ebi Gassan\'dan rivayet ettiği su söz onlardan biridir:
‘Öğrenmeye devam ettikçe âlim kalırsın. Terkettiğinde cahil olursun.’
İmam Malik (r.a.) şöyle dedi: İlim sahibi birinin öğrenmeyi terk etmesi doğru olmaz.’
İmam Abdullah b. Mübarek\'e, ne zamana kadar ilim taleb edeceksin? denildi. O da şöyle cevap verdi:
‘Ölünceye kadar. Kim bilir belki de faydalanacağım kelimeyi henüz yazmamış olabilirim.’
İmam Amr b. Ala\'ya \"Ne zamana kadar kişi ilim elde edebilir? denildi. O da \"Yaşadığı müddetçe’ cevabını verdi.
Süfyan b. Uyeyne\'nin ‘İlim talebine insanların hangisi daha çok muhtaçtır?»
sorusuna verdiği su cevap ne güzeldir: ‘En fazla ilim sahibi olanlar.’
Niçin en fazla ilim sahipleri ilme daha muhtaçtır? Sorusuna da:
‘Çünkü onun hatası hataların en çirkini ve kötüsüdür.’ diye cevap vermiştir.
İşte büyük müfessir, yığınla telif sahibi ve asrının kelam ve akli ilimlerinde imam payesini kazanmış; ziyaret ettiği veya girdiği her şehirde alimlerin dört bir taraftan O\'ndan faydalanmak için etrafında toplandıkları; şan ve şöhreti zirveye ulaşmış İmam Fahreddin Razi, Merv şehrine girince ulemâ ve talebeler etrafında toplanmış; O\'ndan ilim almak ve O\'na talebe olmak şerefini elde etmeye çalışıyor. Bunların arasında yaşı henüz yirmiye ulaşmamış ‘neseb’ ilmini iyi bilen bir talebe de vardı. Fahreddin Razi onun bu meziyyete sahip olduğunu anlayınca kendisi neseb ilmini iyi bilmediği için o talebeden kendisine bu ilmi öğretmesini istedi ve talebesine öğrenci olmayı bir zül saymadı; öğrencisini hocalık makamına oturtup ondan bilmediğini öğrendi. İşte bu, İmam Razi\'nin alçak gönüllülüğünün ve büyüklüğünün bir alametidir. O\'nun bu hareketi zamanının imamı olmasına rağmen makamından bir şey eksiltmemişti.
Dikkat ediniz! İlim bu alimlerin kalblerine ne kadar sevimlidir! Ne büyüktür! Ve ilim onların gözünde ne yücedir!
İdeal Sağlıklı Müslümanın elde etmesi gerekenler
Müslümanın ilk önce elde etmesi gereken şey Allah\'ın kitabını okuması O\'nu tecvid ve tefsir açısından öğrenmesidir. Sonra hadis ve siyer ilmini, sahabe, tabiîn ve İslâm büyüklerini öğrenmesi gerekir. Fıkıhı en az ibadet ve muamelerini yürütecek ölçüde bilmeli ve dini hükümleri sağlam bir kaynaktan elde etmelidir. Tabiî bunlar müslümanın ihtisas sahasının şer\'i ilimlerinin dışında olduğu takdirdedir. Ama Şer\'i ilimlerde ihtisas sahibiyse müslümanın, tüm dikkat ve gayretini sarfedip başarıyla uzmanlaşması gerekir.
İdeal Sağlıklı Müslüman ihtisaslaştığı dalda en ileri dereceye ulaşmak için çalışır:
Bundan sonra müslüman ihtisasıyla uğraşır ve bütün gücünü olanca itinasını sarfederek kendi sahasındaki çalışmasının bir görev olduğuna inanır. İhtisası ister dini ilimlerden birinde isterse fizik, kimya, tıp, astronomi gibi dünya ilimlerinden birinde olsun gereken ehemmiyeti vermesi gerekir. Oradan da ihtisas yaptığı ilimde bütün çalışmaları göz önünde tutarak gücü yetiyorsa yabancı dillerde bu hususta yazılı olan hiçbir şeyi ihmal etmez. Daima o mevzusun-daki keşfedilen yeni şeyleri her yönüyle incelemeye gayret gösterir ve ihtisas dalında açık bir nokta bırakmadan araştırıp inceleme yapar. Çünkü ideal sağlıklı müslüman bu yüzyılda büyük ilmi başarılar elde edip insanların gözünde büyümeli onların takdirlerini kazanıp şeref ve şöhretin zirvesine ulaşmalı ki kendiyle birlikte yüklendiği insanların hayırlısı insanlara faydalı olandır yaşam davetini de o mertebeye ulaştırsın.
Yaşam daveti görevini ihlas ve ciddiyetle temsil ettiği ve ilim havası içinde İslâm\'ın verdiği ruh ile hareket ettiği müddetçe bu görevini bir fariza bilip bu mertebede yapacağı hizmet ile Allah\'a yaklaştığına ve Allah\'ın rızasını elde ettiğine inanmalıdır. Bu yüzden bizden önceki büyük alimlerin yazdıkları kitapların önsözlerinde bu yüce manalara dikkat çektiklerini görüyoruz. Çünkü onlar ömürlerini yolunda feda ettikleri ilimleri Allah\'ın rızasını kazanmak için tahsil etmişler ve ilimlerinden elde ettikleri neticelerini Allah rızasına sunmuşlardır.
İdeal Sağlıklı Müslüman düşüncesine başka pencereler de açar :
Akıllı ve ideal sağlıklı müslüman ihtisas alanıyla yetinmez, ihtisasının dışında akıl ve fikrini geliştirecek malumatlara da yer verir. Çeşitli ilim ve fenlere ait kitap ve ilmî, kültürel ve edebi dergiler okur. İhtisasıyla ilgili olanları ise hiç kaçırmaz. Her ilimden bir nebze alıp zihnini ve aklî melekesini geliştirip, düşünce ufkunu genişletir.
İdeal Sağlıklı Müslüman Yabancı Bir Dil Bilmesi Lâzımdır:
Bazı yabancı dillere önem verilmesi gerektiğini unutmaz. Zira yabancı dil bu asırda çağdaş İslâmî hayatın istediklerini anlamış faal ve uyanık müslümanın kültürünün unsurları arasında en lüzumlu olanıdır.
İdeal sağlıklı bir müslüman için bu muhteşem dinin teşviki yabancı dil öğrenmeye onu iten en güzel sebebdir. Çünkü Resulullah (sav) onbeş asır önce yabancı dil öğrenmeye teşvik etmiştir,ki müslümanlar çeşitli ümmet ve milletlerle ilişki kurmaya güç yetirebilsin ve onları
Hakk\'a davet edebilsin. Bunun doğruluğunu Zeyd b. Sabit (r.a.)\'nı rivayet ettiği hadiste görüyoruz. Resulullah (sav) O\'na şöyle buyurmuştur: ‘Ey Zeyd! Yahudi yazışını benim için öğren. Çünkü ben Allah\'a yemin ederim ki yahudilere yazdırdığım mektuplarım hususunda güvenmiyorum.’ Zeyd diyor ki: Yahudi dilini öğrendim. Aradan onbeş gün geçmeden dilin inceliklerine vakıf oldum. Yahudilere bir şey yazılacak olsa artık onu Resulullah (sav)\'a ben yazıyordum. Onlar Resulullah (sav)\'a bir şey yazsalar, O\'na ben okuyordum.’
Bir rivayette de şöyledir: Resulullah (sav) bana: ‘Süryaniceyi biliyor musun, bana Süryanice mektuplar geliyor.’ buyurdu. Hayır diye cevap verdim bana ‘Onu Öğren!’ dedi ben de öğrendim.’ (Ebu Davud)
Bu babtan olmak üzere İbnu Zübeyr (r.a.)\'ın birkaç dil bilmesini de zikredelim. Kendinin her biri ayrı bir dil konuşan yüz kölesi vardı. İbn Zübeyr her-birine onun diliyle konuşuyordu. Onun dünya işlerine baksan: Bu adam bir an dahi olsun Allah\'ı istememiş derdin. Ahiret işlerine baksan: Bu adam bir an dahi olsun dünya işiyle meşgul olmamış derdin. (Hakim Müstedrek\'inde; 3/549, Ebu Naım, Hilye\'de: 1/334).
Çağdaş ideal sağlıklı müslüman yabancı dil öğrenmeye diğer zamanlardan daha çok muhtaçtır. Buna çağını yaşaması ve yabancı dillerde ümmeti ve dini hakkında yazılanları bilip şerleri def etmek için tedbir alması açısından her zamankinden daha çok muhtaçtır. Ayrıca öğrendiği dil sayesinde bazı faydalı şeyleri de elde edebilir.
İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır. YENİ AİLESİ
KAYNAK: Kur’ an ve Sünnette Müslümanın Şahsiyeti- Prof. Dr. M.Ali HAŞİMİ
HAZIRLAYAN: ARAŞTIRMACI BİYOLOG YAŞAR YENİ