Firma Haberleri Doğ-Ya (Doğal Yaşam Ürünleri) İnternet Marketi.   -  Şirketlerde Kalıcı Başarının Anahtarı: “Kurumsal Sosyal Sorumluluk”  -   İksir Limited Şirketi ve Doğal Yaşam Marketi Sponsorluğunda Konferans   -  Firma Kulübü Üyeliği Avantajları   -  Ticaret Yerimiz Sitesi Hangi Bölümleri Kapsıyor ?
              ||   Çözüm Ortaklarımız ||    
150 yıl öncesine dayanan Mado Dondurma












Sabri Ülker in Basarı Sırrı
 
Başarının 7 Kanunu

Bill Gates’ in Liderlik Sırları

Liderlerde Olması Gereken 10 Özellik

Başarılı Liderlik İçin Önce Normallikten Vazgeçmeli.

Ekip Liderinin El Notları

Tarihin En İsabetli 10 Yönetim Kararı

Yaratıcı Kişilik Ve İş Yapımında Yaratıcılık

10 Adımda İş Planı

Japon Firmalarının Yönetim ve Başarı Sırları

Sermayeden Daha Önemli Ne Olabilir?

Entelektüel Sermayeyi Etkili Yönetebilmek

Ünlü İş Adamları Kendilerini Nasıl Geliştiriyor?

Kişinin Değeri Anlamı Kadardır

Uyum Kabiliyeti ve Duygusal Zeka

Zaman Yönetimi

Vakit Kazandıran Uygulamalar

Zamanınızı Stressiz Yönetin

Yapılacak Çok İş Var, Her Şeye Yetişemiyorum

Zaman Ve Biyolojik Ritim İlişkisi

Kişisel zamanınızı nasıl kontrol edersiniz?

Bize Neler Zaman Kaybettirir!

Zamanınızı Başarılı Değerlendirmek İçin 20 Basamak

Zengin Olmanın 5 Altın Kuralı

Finansal Zekanız Ne Durumda...

75 Yöntemle Paranız Cebinizde Kalsın!

Ya Paran Ya Hayatın…

Zihin Gücüyle Zengin Olmak

Zenginler Ve Fakirler Arasındaki Fark

Çalışanın Motivasyonu

Motivasyon Ve Başarı İçin 20 Taktik

İşletmelerde Takım Çalışması Yoluyla Motivasyon

Motivasyon Mucizesi

Motivasyon Teorileri

Motivasyon Ve Başarı İçin 50 Taktik( 1-25)

Motivasyon Ve Başarı İçin 50 Taktik(26-50)

Motivasyon Masalları…

Başarı Ve İç Motivasyon

Dikkat Ve Çalışmanın Ödülü

Yörelerimize Göre Türkiyenin İcat Haritası

Kaz Tüyünden Para Kazanan Adam

Bilgi'li Genç İnternette Tırpan Satıyor

Başarılı Olan İnsanların Ortak Özellikleri

İdeal Müslüman İyilikleri Başa Kakmaz, Zor Durumda Olana Yardım Eder

İdeal Müslüman İnsanlara Faydalı Olmaya Çalışır

Geliştiren Hikayeler Karınca Kito

Geliştiren Hikayeler-Renklerin Ustası

Geliştiren Hikayeler-Bir Kelebeğin Dersi

Geliştiren Hikayeler-Bir Öğrencimin Öğrettikleri

Geliştiren Hikayeler- Yuva, Felsefe Ağacı

Yoksul Çiftçi, Her Şey İçin Teşekkürler

Sakın Emeğini Bilmeyenlere Sunma

Beş Önemli Hayat Dersi

İyilik ve Vefa –Ümitli Kurbağa

Kartalın Yeniden Doğuşu-Hayat Aceleye Gelmez

Değerli Olduğunuzu Unutmayın

Günlük Yaşamda Streslerle Başa Çıkma

Patronunuzu doğru seçin

Mesleğimizi (yaşamımızı) Seçerken…

Performans değerlendirme hayati önem taşıyor

Yüksek farkındalık için, duygularınızı yönetmeyi öğrenmek

Kendimizi Tanımak ve Hayattaki Seçimlerimiz

Aile şirketleri için yönetim rehberi

İmajını Düzelt, Kariyerini İlerlet !

Eskilerden Hayat Dersi...

Hayallerinizi Özgür Bırakın !

İş Görüşmesinde Görgü Kuralları

Sen SUS Bedenin Konuşsun!

'Zor yönetici' ile nasıl çalışılır?

Zor İnsanla İletişim

Yüzle Yüz Yüze

Duygusal Zeka

İğnenin Ucundaki Dev

 Dolar Alış : 1.7557
 Dolar Satış : 1.7642
 Euro Alış : 2.2922
 Euro Satış : 2.3033
 
Kurumsal Üyelikler
 
 
İdeal Müslüman İyilikleri Başa Kakmaz, Zor Durumda Olana Yardım Eder

Allah\'ın iyilik yapmaya muvaffak kıldığı bilinçli, ideal, sağlıklı Müslüman, iyilik yaptığı insanlara yaptığı iyiliği baş­larına kakmaz. Ve Allah (cc)\'ın buyurduğu şukimseler- den olmaya çalışır:

“Mallarını Allah yolunda sarfedip, sonra sarfetikleri şeyin ardından başa kakmayan
ve eza etme­yenlerin ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara kor­ku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir.”
 (Bakara: 262)

Müslüman başa kakmanın ve eza\'nın sadaka se­vabını alıp götüreceğini beyan eden âyeti aklından çıkarmaz. Başa kakmayı ve ezayı yasaklayan şu hi­tap kulaklarını doldurur:

“Ey inananlar! Sadakalarınızı başa kakmak ve eza ile boşa çıkarmayınız.” (Bakara: 264).

 Fakire yapılan iyiliği onun başına kakmak, onun insanlığına hakaret, gururunu ayaklar altına almak demektir. Bu tavrın, alanın da, verenin de iki eşit insan kabul edildiği İslâm dinînde yeri yoktur. Ara­larında takva ve salih amel bakımından fark vardır ancak. Kaldı ki, Müslüman yaptığı iyiliği kardeşinin başına kakmaz, ona eziyet verip gururunu kırmaz. Müslim\'in Ebû Zer’ den rivayet ettiği hadiste Resulûllah (sav) şöyle buyuruyor:

“Üç kişi vardır ki, Allah onlara kıyamet günü rahmet nazarıyla bakmayacak, onlarla konuşmaya­cak ve onları affetmeyecektir. Onlar için çok can ya­kıcı bir azap vardır.” Onlar için can yakıcı bir azap vardır âyetini üç defa okudu. Ebû Zer:

- Elleri boş kalıp hüsrana uğradılar. Onlar kim­dir ya Resulûllah! dedi. Resulûllah (sav):

“Elbisesini kibir için topuktan aşağıya sarkıtan, yaptığı iyiliği başa kakan ve malını yalan yemin ile infak eden,” buyurdular.

                 Misafirperverdir:

İdeal, sağlıklıi bilinçli Müslüman\'ın ruhu cömertlik mânâlarının hakikatine ermiş Müslüman\'ın, misafirperver olaca­ğı açıktadır. Misafiri güleryüzle karşılar ve ona ikram etmeye koşar. Bu Allah\'a ve ahiret gününe iman inan­cının nefsinde kökleşmesinden ileri gelmektedir:

“Allah\'a ve ahiret gününe iman eden misafirine ikram etsin.” (Müttefakun aleyh).

Misafire ikramda bulunan Allah\'a ve ahirete iman ettiğini ikramıyla ortaya koymaktadır. Bunun için de bu ikram misafire verilen bir ihsan kabul edilmiştir. Sanki misafir ev sahibinin salih amel işlemesine se­bep olduğu, bu fırsatı verdiği için ona mükâfat veri­liyor. Bu mükâfat ta ikramı olacaktır:

“Allah\'a ve ahiret gününe inanan misafirine mü­kâfatının karşılığını ikram etsin.” Sahabe:

- Mükâfatı nedir ya Resulûllah! diye sordular.

“Bir gün ve gece. Misafirlik üç gündür. Üç gün den fazlası (ev sahibinin) sadakasıdır.”
(Müttefakun aleyh).

Misafire ikram İslâm\'da ferdin sevap kazandığı büyük bir ameldir. İslâm bunu da düzenlemiş ve bel­li hudut koymuştur. Misafirin mükâfatı bir gün bir gecedir. Misafirlik müddeti üç gündür. Üç günden fazlası da ikramda bulunan ev sahibinin amel defte­rine sadaka olarak yazılacaktır.

İslâm\'da misafire ikram ihtiyari ve isteğe bağlı birşey değildir, bilâkis Müslüman\'ın vazifesidir. Ka­pısı çalınınca bu vacibi yerine getirmeye koşmalıdır:

“Misafirin gecelemesi her Müslüman\'a vacip olan bir haktır. Evinin etrafında sabahlayan kimseye (o ev sahibinin ikram) etmesi bir borçtur, îster bu bor­cunu öder, isterse ödemez.”
      (Buharı, Edebül Müfred).

Misafir karşılamaktan kaçıp kapılarını kapayan­larda ise hayır yoktur. İmam Ahmed\'in rivayet ettiği hadiste Resulûllah (sav):

“Misafire ikram etmeyende hayır yoktur,” buyur­muşlardır.

İslâm misafir ağırlamayı her Müslüman\'a farz kılmış, bunu misafire verilmiş bir hak kabul etmiştir.
Misafirperverlik köklü bir İslâmi ahlâktır. Bunun için de dini bütün Müslüman\'ın ne durumda olursa olsun misafire karşı cimri olmadığını görürüz. Çün­kü İslâm ona bir kişinin yemeğinin iki kişiye, iki ki­şinin yemeğinin üç kişiye, üç kişininkinin de dört ki­şiye yeteceğini ve ansızın
gelen misafirden asla korkulmaması gerektiğini öğretmiştir. Ebû Hüreyre Re­sulûllah (sav)\'in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
“iki kişinin yemeği üç kişiye, üç kişinin yemeği de dört kişiye yeter.”  (Müttefakun aleyh).

Cabir (ra) Resulûllah (sav)\'i şöyle buyururken işittim diyor:

Gerçek Müslüman yemeğine uzanan ellerin çok­luğundan korkmaz. Batılı insanın yaptığı gibi haber­siz gelen misafiri ağırlamamak diye birşey yoktur. Bi­lâkis Müslüman ansızın gelen misafiri karşılar ve kendi yemeğine ortak olmasını ister. Kendi yemeğinden birkaç lokmanın eksilmesi
onun için o kadar büyük birşey değildir. Çünkü ideal, bilinçli Müslüman\'a göre açlık Allah ve Resulü\'nün emrettiği misafire ikramdan yüz çevirmekten daha hafiftir. Kaldı ki Allah bir kişinin yemeğini iki, iki kişinin yemeğini dört kişiye yetecek şekilde bereketlendirecektir.

Selefi şalinin misafire ikramda en güzel örneği teşkil etmiş ve Allah onların birbirine ikramından razı kalmıştır. Buharı ve Müslim Ebû Hüreyre\'den şöyle rivayet ettiler. Nebi (sav) \'e bir adam geldi. Pey­gamberimiz onu ağırlamak için hanımlarına haber gönderdi. Onlar:

-  Bizde sudan başka birşey yok dediler. Resu­lûllah (sav):

“Bunu kim ağırlayacak?” diye sordu. Ensâr\'dan biri:

- Ben, dedi. Ve adamı alarak gitti. Hanımına:

- Resulûllah (sav)\'in misafirine ikram et, de­di. Kadın:

- Çocukların yiyeceğinden başka bir şeyimiz yok, dedi. Ona:

- Yemeği ve lambayı hazırla. Çocuklar yemek isterlerse onları uyut, dedi. Kadın yemeği ve lamba­yı hazırladı. Çocukları uyuttu. Sonra kalktı lambayı düzeltiyormuş gibi yapıp söndürdü. Karıkoca misa­firle \"sofraya oturup yemek yiyorlarmış gibi yaptılar ve  aç olarak gecelediler.
Sabahlayınca  Resulûllah (sav)\'in yanına gelen sahabeye Peygamberimiz:

“Allah sizin bu gece misafirinize yaptığınızı be­ğendi ve şu âyeti indirdi: (“ Kendileri bir zaruret içinde bulunsalar onları kendilerinden önde tutarlar. Nef­sinin tamahkârlığından korunabilmiş kimseler, işte onlar saadete erenlerdir.” (Hasr: 9).

Anlayışlı ideal, bilinçli müslüman, bir kardeşine misa­fir olunca onun şartlarını, durumunu takdir edip ge­reğinden fazla yük olmaktan ve kardeşini zor durum da bırakmaktan çekinir. Çünkü İslâm bu tür yük ol­mayı ve tedirgin etmeyi de yasaklamıştır. Kardeşinin durumu müsait değilse orada kalmaması gerekir. Müs­lim\'in Nebi (sav)\'den rivayet ettiği şu hadis bunu bize gayet güzel izah etmektedir. Nebi (sav) şöyle buyu­ruyor:

“Bir Müslüman\'ın Müslüman kardeşini günaha sokuncaya kadar yanında ikâmet etmesi helâl değil­dir.” Sahabe:

- Onu nasıl günaha sokar? Di ye sordular. Resulûllah cevaben:

“Kardeşinin ikram edecek bir şeyi olmadığı halde onun yanında kalır” buyurmuşlardır.
Buharî\'nin rivayetinde ise hadis şöyledir:
“Onu zor durumda bırakacak kadar yanında kalması helâl değildir.”.

İster günah, ister zorluk olsun Müslüman, Müs­lüman kardeşini ne günaha, ne de zorluğa düşürme­melidir. Bu tutumdan uzak olmalıdır.

Müslüman misafir İslâm\'ın kendine verdiği kâ­mil edep ile edeblenmiştir. Bu edebini de dikkatle
uy­gulayarak kendini ağırlayan kimseye yük olmamaya çalışır. Ev sahibinin istek ve mülahazalarına uyar. Bu edebi yine bize Nebi (sav) anlatıyor:

“Bir topluluğa misafir olan kimse onların izni ol­madan oruç tutmasın. Bir topluluğun evine giren kendisine emredilen yere otursun. Çünkü onlar (ev sahipleri) evlerinin durumunu daha iyi bilirler.” (Ta-berani).

         Başkalarını kendi nefislerine tercih ederler:

İslâm kaynaklarından hareket eden bir Müslü­man kendisi fakir de olsa başkasını kendisine tercih eder. Çünkü İslâm Müslümanları fedakârlık meziyyetiyle yoğurmuştur. Hatta fedakârlık gerçek Müs­lüman\'ın alâmetlerinden biri olmuştur.

    Resulûllah (sav)\'den sonra bu fedakârlığın ön­cüleri Ensâr\'dır. Zira haklarında eşsiz fedakârlıkları­nı konu edinen âyet inmiş ve onları insanlara ebedi bir abide haline getirmiştir;
Cömertliğin ve fedakâr­lığın nasıl olacağını insanlığa göstermiş, öğretmişler­dir. Hiçbir şeye mâlik olmayarak Medine\'ye gelen mu­hacirlere herşeylerini vermişler ve kardeşlerini en güzel şekilde karşılamışlardır:

(“Daha önceden Medine\'yi yurt edinmiş ve gönül­lerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri severler. Onlar verilenler karşı­sında bir çekemezlik hissetmezler. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerinden önce tu­tarlar. Nefsinin tamahkârlığından korunabilmis. kim­seler, işte onlar saadete erenlerdir.” ) (Haşr: 9).

    Resulûllah (sav)\'in hayatı fedakârlıklarla dolu­dur. Aynı şekilde ilk Müslümanların nefislerine de bunu yerleştirmiş ve onların âdet ve tabiatlarında bu noktaya önem vermiştir.

Sehl b. Sa\'d (ra) bir kadının Resulûllah (sav) \'e örülmüş bir bürde getirdi ve:

- Bunu sana giydirmek için kendi ellerimle ör­düm, dedi. Nebi (sav)\'in ona zaten ihtiyacı vardı. Onu aldı ve üzerine giymiş olarak bize geldi. Birisi:

-Ne güzel! Onu bana giydir, dedi. Nebi (sav): “Evet, (pekâlâ)” buyurdu. Nebi  (sav) orada
biraz oturdu. Sonra dönüp o elbiseyi katladı ve isteyen adama göderdi. Oradakiler ona:

- Hiç iyi yapmadın. Peygamber (sav) ona muh­taç idi ve o yüzden onu giymişti. Onun isteğini geri çevirmeyeceğini bildiğin halde ondan istedin, dediler. Adam;

- Vallahi ben onu giymek için istemedim. Onu sadece bana kefen olsun diye istedim, dedi. Gerçek­ten de ölünce onun kefeni Resulûllah (sav)\'den aldı­ğı o.elbiseydi.  (Buhari).

  Resulûllah   (sav) ne kadar iyi kalpli biriydi! Onun diktiği fedakârlık ağacı Müslümanların hayatında de­vamlı meyve veren bir ağaç halindedir. Malları ne ka­dar az olursa olsun Müslümanlar fedakârlıkta pey­gamberlerine uyarlar.

             Zor durumda olana kolaylık sağlar;

  İdeal, bilinçli, sağlıklı Müslüman hoşgörü sahibi, yumuşak huy­lu ve zorda kalmışların yardımına koşan biridir. Çün­kü su âyetle amel eder:

(“Borçlu darda ise, eli genişleyinceye kadar ona mühlet verin.”) (Bakara: 280).

    İslâm Müslüman\'dan hak sahibi olmadan önce insan olmasını ister. Kardeşinin zorlukta olduğunu görünce onu mazur kabul eder ve darlığı takdir ile ona mühlet verir veya borcunu affeder. Müslüman bunu yaparken sadece Rabbinin rızasını gözetmekte­dir ve kıyamette yaptığı bu amelin kendisinin birçok. günahına kefaret olacağına, hiçbir gölgenin bulun­madığı o günde Allah\'ın, kendi gölgesinde onu gölge­lendireceğine inanır.

      Ebû Katade (ra): Resulûllah (sav)\'i şöyle buyu­rurken işittim diyor:

“Allah\'ın kıyamet gününün dertlerinden kendi­sini kurtarmasını isteyen, zorda kalmış borçluya mühlet versin veya borcunu affetsin.” (Müslim).

 Ebû Hüreyre (ra) Resulûllah (sav)\'in şöyle bu­yurduğunu söylüyor:

“Zorda kalmış birine mühlet veren veya borcu­nu affeden kimseyi Allah kıyamet günü hiçbir gölge­nin bulunmadığı günde arşının gölgesinde gölgelendi­rir.” (Tirmizi).

      Bu hususta bir çok nas vardır ve hepsi de ala­caklının mühlet vermek veya o borçtan vaz geçme gi­bi yapacağı iyiliğin Allah katında zayi olmayacağını, amel defterine yazılacağını ve Allah\'ın ona daha bü­yük mükâfat vereceğini belirtmektedir. Kardeşinin borcunu affettiği için Allah’ da onun birçok günahını affedecek, kıyamet gününün şiddetinden koruyacak­tır.

Ebû Hüreyre (ra) Resulûllah (sav)\'in şöyle bu­yurduğunu rivayet ediyor:

     “Bir adam insanlara borç verir ve hizmetçisine: Zor durumda bulduğunu affet, belki Allah da bizi affeder, derdi. Allah\'a kavuştu, Allah da onu affetti.” (Müttefakun aleyh).

     (Huzeyfe (ra) şöyle dedi: Allahü Teâlâ kendisine mal verdiği bir kulunu getirtir ve sorar:

“Dünyada ne yaptın?” Adam: -Allah\'tan bîr şey saklayamaz- alış veriş yaptım. Ve affetmek âdetimdi, zengine kolaylaştırır, zorda kalana mühlet verir­dim, dedi. Allahü Teâlâ:

(“Ben ona senden daha lâyıkım. Kulumu bırakın,”) buyurdu. Ukbe b. Amir ile Ebû Mes\'ud Ensari:
“Resulûllah (sav)\'in ağzından biz de böyle işittik,” dedi­ler. (Müslim).

                       İffetlidir, dilenmez:

  İdeal, bilinçli Müslüman iffetlidir, gönlü toktur. Dilen­mez. Zorda kalsa sabreder, gayret eder ve zenginlere el açmak ve onlardan dilenmek durumuna düşmeme­ye azami gayret sarfeder. Çünkü bu din Müslüman\'ın böyle bir duruma razı olmayacak şekilde tok gönüllü, iffetli ve sabırlı olmasını sağlamıştır. Böyle davrandı­ğı müddetçe de Allah kendisine sabır iffet ve zengin­lik verecektir:

“Kim iffet dilerse Allah ona iffeti verir. Kim zen­ginlik isterse onu da zenginleştirir. Kim de sabretme­ye çalışırsa Alah ona sabır verir.Hiç kimseye sabır­dan daha hayırlı ve daha bol bir hediye
verilmemiş­tir.”  (Mâlik).

Zenginlerin malında fakirlerin de hakkı olduğu­nu, fakirlerin onu başa kakılmadan ve eziyetsiz ola­rak almasının sağlanmasını emreden İslâm, aynı za­manda fakirlerden bu haktan da müstağni olmalarını istemiş ve veren elin alan elden daha hayırlı olduğunu belirtmiştir.
                    
İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır. YENİ AİLESİ.
 KAYNAK: Kur’ an ve Sünnette Müslümanın Şahsiyeti- Prof. Dr. M.Ali HAŞİMİ
                    
HAZIRLAYAN: ARAŞTIRMACI BİYOLOG YAŞAR YENİ

İksir kimya, sağlık, gıda, iletişim ve danışmanlık hiz.san.tic.lmt.şirt.

MAGİCPLAST

Biz; üç yıldır süren yoğun araştırmalar ve birikimler sonucunda 24 Mart 2006 Tarihinde kurulan İksir Kimya...
Türkiye'nin Teknoloji Bilim Portalı

Ar-Ge ve İnovasyonda tercihiniz!!

Elektronik Isıtma ve Soğutma Sistemleri

Global İş ve Ticaret Geliştirm

-İdeal ve Güvenli Alışveriş
 
 Havale  
 Posta Çeki  
 Ödeme Bilgileri 
http://www.microeye.com.tr

http://sivilceler.biz

http://www.vuralgida.com.tr

http://www.iksirim.com

http://www.ortasdegirmen.com

http://www.vizyonsauna.com

http://www.spa-turkey.com

http://www.ackar.com.tr


Önerileriniz için tıklayın
 
Türk Sanayici ve İş Adamları Derneği

Anadolu Aslanları İşadamları Derneği

Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu

Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Turizmle İlgili Bilgiler

T.C Hazine Müsteşarlığı

T.C Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı

T.C Merkez Bankası

Türk Standartları Enstitüsü

Hesap Uzmanları Kurulu

Gelir İdaresi Başkanlığı

T.C Resmi Gazete

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu

Yabancı Ülkelerin Diplomatik ve Konsüler Listesi

T.C Türk Patent Enstitüsü

Anadolu Ajansı

Türkiyedeki Kamu, Askeri, Siyasi ve Sivil Toplum Kuruluşları Web Siteleri

T.C Bakanlık Resmi Siteleri

Ar- Ge ve Önemi

Yeniliklere Odaklanarak Yaşayın

Kişisel Gelişim ve Başarı

Organik Gıda ve Beslenme

İksirden Sağlıklı Yaşamın Sırları

Global Ticarette İnternetin Önemi

Oğuz Saygınla Kişisel Gelişim

H.İbrahim Tütüncüoğlu.Uzun Hayat

Gönül Dünyanıza Açılan Kapı

Sporla İlgili Güncel Haber ve Bilgiler

İş Fikirleri-Pazarlama-Satış-İnovasyon-Girişimcilik

Kişisel Gelişim Merkezi

Yeni Girişimcilerin Beyin Fırtınası

..:::Yesil Makaleler:::..

Otel Yorumları

Eskişehir

Ucuz Tatil

Tatil Dizayn

 FİRMA LOGO REKLAMLARI  
 
 

Site’nin (tasarım, metin, imge, html kodu ve diğer kodlar da dahil ve fakat bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) tüm unsurları (kısaca “Ticaret Yerimiz  ’in Telif Haklarına Tabi Çalışmaları”) Ticaret Yerimiz ’e ait ve/veya Ticaret Yerimiz (İksir Kimya, Sağlık, Gıda, İletişim ve Danışmanlık Hizmetleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile Bilişim Mühendislik tarafından alınan lisans hakkı altında kullanılmaktadır.Tüm hakları saklıdır.

 
     
  İksir Kimya, Sağlık, Gıda, İletişim ve Danışmanlık Hizmetleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi
Adres: Medrese mh.Hastane cd. 4/ A Selçuklu/KONYA
Tel:+90 332 3517384 - +90 332 3517386 Fax:+90 332 3517362