Hayırişi için attığı her adımda Allah\'ın kendine sevap verdiğini bilir ve hayır yapmaya koşar:
“Güneşin doğduğu her gün iki kişiyi adaletle barıştırırsan bu bir sadakadır. Birinin bineğine
binmesine yardım etmeniz veya yükünü kaldırmanız sadakadır. Güzel söz sadakadır. Namaza yürüdüğün her adım sadakadır. Yoldan rahatsız edici bir şeyi kaldırman sadakadır.”
(Müttefakun aleyh).
Müslümanın sosyal hayatta yaptığı hayırlı faaliyetleriyle namaza gitmesi arasındaki kaynaşma ne muhteşemdir. Resulûllah (sav) bu dinin insanların faydası için, dünya ve ahiret menfaatini temin için geldiğini tasdik etmektedir. İslâm, sosyal hayat ile manevi hayatın birbirinden ayrılmadığını tekid ederek bunları birbirine kaynaştırmıştır.
Dinini anlamış ideal sağlıklı bir müslüman, yaptığı her işin ibadet olduğunu, Allah rızasını gözettiği müddetçe yaptığı her şeyin kulluk dairesine girdiğini bilir.
Böyle olunca da hayır kapılarının hepsi müslümana açıktır. Ne zaman isterse o zaman girer. Ve
Allah\'ın geniş rahmetini ve bol sevabım ister.
Cabir (ra)\'dan Resulûlîah (sav):in şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Her iyilik sadakadır.” (Buhari).
Ebû Hüreyre (ra)\'dan da Neb\'i (sav)\'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:”Güzel söz sadakadır.” (Buharî).
Allah, kendine teslim olmuş kuluna iyilik yaparsa sevap verebileceği gibi, kötülükten çekindiği zaman da iyilik yapmasa da sevap verir: Ebû Musa (ra) dan Nebi (sav)\'in şöyle buyurduğu nakledilir:
“Her müslümanın sadaka vermesi gerekir.”
- Bulamazsa ne yapar? denildi. Şöyle buyurdu:
“Eliyle çalışır, kendine fayda verir ve sadaka verir.”
- Buna gücü yetmezse ne yapar? denildi. Bu sefer:
“Şiddetli ihtiyaç sahibine yardım eder,” dedi.
- Buna da gücü yetmezse ne yapar? denildiği zaman:
“İyiliği veya hayrı emreder” cevabını verdi.
- Buna da gücü yetmezse ne yapar? denildi. Bunun üzerine efendimiz:
“Şerri terkeder. Çünkü o da sadakadır” buyurdu. (Müttefakun aleyh).
Resulûllah (sav) hadis\'e, “Her müslümanın sadaka vermesi gerekir,” diyerek başladı ve ondan sonra da sadaka çeşitlerini saymaya başladı. Müslümanın gücü yetebilecek hayır ve iyilik çeşitlerini saydı. Demek ki müslümanın sadaka vermesi gerekli. Yani toplumda yapıcı bir unsur olarak çalışacak. Herhangi bir sebeple hayırlı bir iş yapamıyorsa hiç olmazsa elini dilini fenalıktan men etmesi gerekir. Bu da sadakadır.
Müslümanın aktif ve pasif durumlarının hepsi toplumda hakim olan Hakka hizmete yöneliktir. Müslüman:
“İnsanların dilinden ve elinden emin olduğu kimsedir.” (Buhari).
Hatta Resulûllah (sav) kendinden hayır beklenilen ve şerrinden emin olunan kimseleri İslâm
toplumundaki müslümanların en hayırlıları saymıştır. İmam Ahmed\'ten rivayet edildiğine göre Nebi (sav) şöyle buyurur:
“Sizin en hayırlılarınızı ve şerlilerinizi haber vereyim mi?” Oradakiler sustular. Peygamberimiz (sav) üç defa tekrarladı. Bunun üzerine bir adam:
- Evet ya Resulûllah, dedi. Efendimiz şöyle buyurdu:
“En hayırlınız kendinden hayır beklenen ve şerrinden emin olunanızdır. En şerliniz ise kendinden hayır beklenen fakat, şerrinden emin olunmayanınızdır.
İdeal sağlıklı müslüman toplumuna hayırdan başka bir şey vermez. Buna gücü yetmiyorsa zararı dokunmaz. Kimseyi rahatsız etmez. Samimi müslüman daima hayır işler ve şerden uzak durur. Çünkü hadisler bunu gerektirmektedir:
“Müslümanların işiyle ilgilenmeyerek sabahlayan onlardan değildir.” (Hakim)
Müslümanların işiyle ilgilenmek, onlara menfaat kazandırıp, gelecek zararları defetmektir.
İslâm toplumunda fertlerin özelliği, kardeşlerine daima fayda sağlayıp çaba sarfetmek olmalıdır. Resulûllah (sav) şöyle buyuruyor: “Kul kardeşinin ihtiyacını gördükçe Allah’ da o kulun ihtiyacını görmekte devam eder.” (Taberanî).
“ Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez ve ondan yardımını esirgemez. Kim bir kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür. Kim bir müslüman dan bir üzüntüyü giderirse Allah da ondan kıyamet gününde o günün şiddetini giderir. Kim bir müslümanın (ayıbını) örterse Allah da kıyamette onun (ayıplarını) örter.” (Müttefakun aleyh).
“Kim bir müslümanın dünya üzüntülerinden birini giderirse Allah da onun kıyamet günündeki üzüntülerini giderir. Zor durumdaki birine kolaylık gösterene Allah dünya ve ahirette kolaylık gösterir.” (Müslim).
İslâm yardımlaşma ruhunu takviye ederek bir müslümanın diğer müslümanın ihtiyacını gidermek için yürümesini itikaftan daha hayırlı kılmıştır.” İbn-i Abbas, Nebi (sav)\'den şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
“Kim kardeşinin bir ihtiyacını gidermek için yürürse bu onun için on senelik itikaftan daha hayırlıdır. Kim Allah için bir gün itikafa girse Allah onunla ateş arasına üç hendek koyar. Her hendeğin arası doğu ile batı arasındaki mesafeden daha uzaktır.” (Taberanî).
Efendimiz, gücü yettiği halde insanların hizmetine koşmayanları ellerindeki nimetlerin zevaliyle tehdit etmektedir: Resulûllah (sav) şöyle buyuruyor:
“Allah\'ın kendine nimet verip nimetini tamamladığı kula insanlar muhtaç olur da o bundan sıkılırsa (zoruna giderse) o nimeti yok olmaya maruz bıraktığı muhakkaktır.” (Taberani)
Sahih hadislerin cennet ehli için çizdiği parlak tablolardan biri de yoldan gelip gecen
müslümanlara eziyet veren bir ağacı kestiği için cennette nimeti içinde yaşayan bir müslümanın tablosudur: Resulûllah (sav)\'in bu hadisi şu şekildedir:
“Yol üzerinde müslümanları rahatsız eden bir ağacı kestiği için cennette (nimetler içinde) bulunan bir adam gördüm.” (Müslim).
Müslümanlara fayda celbetmenin yollarından biriside onları rahatsız eden şeylerden kurtarmaktır. Müslümanlara zarar veren bir şeyi gideren, onlara hayır yapmış gibidir. Çünkü her ikisi de hayırdır. Ve her ;ikisi de Allah\'ın rıza ve sevabını kazanmaya sebeptir. Peygamber (sav)\'in öğüdü müslümanlara iki şekildedir:
“Faydalı olmak ve zararı gidermek.”. Her ikisinde de toplumun faydası vardır. Her ikisiyle de toplumlar mesut olur ve insanların birbirine olan sevgi bağları kuvvet bulur.
İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır. YENİ AİLESİ.
KAYNAK: Kur’ an ve Sünnette Müslümanın Şahsiyeti- Prof. Dr. M.Ali HAŞİMİ
HAZIRLAYAN: ARAŞTIRMACI BİYOLOG YAŞAR YENİ