| |
Bir ülkenin ekonomik ve toplumsal kalkınma düzeyi ile sahip olduğu girişimcilik performansı arasında sıkı bir korelasyon bulunmaktadır. Girişimcilik, yeni iş alanları yaratıp büyümeye katkıda bulunarak ve getirdiği yeniliklerle ekonominin rekabet gücünü artırarak ülkenin dünya ekonomisindeki yerini belirlemektedir. Girişimcilik yeni ya da mevcut bir organizasyon içinde, risk alma, yaratıcılık ve yenilikleri sağlam bir yönetim sistemiyle bütünleştirerek ekonomik faaliyet yaratma ya da geliştirme zihniyeti ve sürecidir. Bir tutku ve yaşam biçimidir.
Girişimci davranışları ise risk almaya hazır olma, bağımsızlık ve kendini gerçekleştirme arzusu gibi bazı ortak özellikler gösterir. Böylelikle bir işe girişme eylemi başlangıçta birtakım belirsizlikler içerir. Ve bu durum kendi işini açma konusunda kararlı olan girişimci adayının bazı çekincelerle yüzleşmesine neden olur:
Kendi işimi açarsam sahip olduğum kariyer ve ekonomik şartlar da elimden gidebilir.
Farklı, bilmediğim yeni bir yaşam tarzına uyum sağlayabilecek miyim?
Elimdeki sermaye bu iş için yeterli değil.
Ailem ve yakın dostlarım bu kararıma destek olacak mı?
Yaşım, eğitim düzeyim ve birikimim başarılı olmamı sağlayacak düzeyde değil.
Bu ve buna benzer yüzlerce çekince ile karşı karşıya olduğunuzun farkındayım. Birçoğunuzun aile ve yakın akrabası arasında kendi işini yapan birilerinin olmadığını da biliyorum. Böylece serbest iş hayatına ilişkin yaşam biçimine, kullanılan jargona, alışkanlıklara yabancı olmanız da son derece normal. Ama içinizdeki ses ait olduğunuz yerin o gizemli yer olduğunu söylüyor. İçinde bulunduğunuz profesyonel iş hayatının şatafatlı spotları altında kendinizi bulamıyorsunuz. Uzun süredir içinizde var olan bu tutkuyu frenleyerek yaşamınızı sürdüremeyeceğinizi düşünüyorsunuz. İnandığınız yolda yürümeye kararlısınız.
Nietzche'nin dediği gibi "Savaşçı insan, savaşacak bir şey bulamayınca kendisine saldırır."
Tutkudan fazlası
Gerçekten de mevcut iş yaşantınızda sürekli iş değiştiriyor ve yeni işinizde ortalama bir yıl içinde heyecanınızı yitiriyor, savaşmaya değer bir hedef yakalayamıyor ve sonuçta kendinize zarar veriyorsanız, siz iyiden iyiye "girişimci" olmaya kafayı taktınız demektir.
Ancak bu tutkunun size özel bir tutku olmadığını bilmenizde fayda var. Genç sayılamayacak bir çağda kurdukları şirketlerle büyük işler başaran ve iş hayatında mutluluğu yakalayan tepe noktasında her şeyi bir çırpıda terk edip, kendi işlerini kurdular. Ancak hemen hepsi sahip oldukları girişimcilik tutkusunu, elverişli kişisel özellikleriyle bütünleştirerek başarıya ulaştılar. İşte bu noktada bu gerçeği güzel bir şekilde ortaya koyan bir girişimcilik hikayesini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Hikaye, Dave Thomas adında bir Amerikalı'ya ait. İsmini belki de ilk kez duyuyorsunuz ama kurduğu şirketi çoğunuz biliyorsunuz. Bu şirket Wendy's International. Dünya üzerinde 5.200 şubesi olan dev bir hamburger restoran zinciri. Bu zincirin sahibi Dave Thomas'ın daha önce Kentucky Fried Chicken restoranlarından birini işlettiğini çok az kişi bilir. Hatta o, binlerce KFC restoranında yıllarca kullanılmış olan bir cihazın da yaratıcısıydı. Fakat Dave T. 37 yaşındayken kendi işini kendi markasıyla oluşturma kararı alır ve KFC işletmecilik hakkını satar. Hayali, hamburger restoranı açmaktır.
Dave T.'ye kulak verelim. "Hemen hemen herkes özellikle de bankacılar, mevcut işimi bırakıp yeni bir hamburger restoranı açma fikrimi saçma olarak nitelediler. Mc Donalds ve Burger King gibi devlerin yanında şansım olamayacaktı." Şayet Dave, uzmanları dinlemiş olsaydı, şu anda kızlarından birinin adını taşıyan ve şu an 6 milyar dolarlık bir dünya devi olan Wendy's şirketi var olmayacaktı. Bunun yerine Dave sezgileriyle hareket etti ve hayallerini gerçekleştirdi. 15 Kasım 1969'da Ohio'da hamburger, chili, french fries, thick milkshake ve soğuk içeceklerden oluşan ilk mönüsüyle ilk restoranını açtığında binanın önünde büyük kuyruklar oluştu. Ev usulü hamburgerle daha ilk gün rakiplerinin önüne geçmişti. Böyle bir sunumun başarıyla sonuçlanacağını biliyordu. Ve haklı çıktı.
Sezgiden önce bıçağı iyice bilemek
Dave otobiyografisini yazdığı kitabında şansın tek başına işe yaramadığını, sezgilerinizle hareket etmeden önce bıçağınızı iyice bilemeniz gerektiğini söylüyor. O, 13 yaşından beri restoranlarda çalışıyordu ve bir gün kendi işini açacağını biliyordu. Bu nedenle pazarlamadan mönü oluşturmaya kadar işin tüm detaylarını öğrendi. O kendi restoranını açmadan önce piyasa araştırması yapmadı, iş planları oluşturmadı. Çünkü, 25 yıl sonra kafasında her şey çok net bir şekilde yazılıydı. Dave'e göre araştırma her şey değildir. Şayet öyle olsaydı Burger King'in büyük paralar ödeyerek Wendy's'in piyasada tutunamayacağı savına ulaşan araştırma raporu doğru çıkardı.
Dave'e göre Wendy's'in başarılı olması kaçınılmazdı. Çünkü o müşterilerinin istediği kaliteyi hızlı servisle birlikte ortaya koydu. Ve müşterilerinin daha iyi hamburger için daha fazla para ödemeye hazır oldukları tespiti isabetliydi. Daha sonra ise, müşterilerinin daha geniş mönü istediklerini dikkate alarak farklı ülkelerde farklı ürünleri mönüye eklemekte sakınca görmedi. 1972'de zincir Ohio sınırlarını aşmıştı.
Sabırla mücadele etmek
Dave T. otobiyografisinde, "Bana sık sık bir işi kurmak ve başarıya ulaştırmak ne kadar zaman alır diye sorulur. Her şey bir hayalle başlar. İşin en zor yanı bu hayal gerçekleşene dek sabırla mücadele etmektir" diyor.2
Dave, girişimcilik hayalini başarıyla ortaya koyabilmenin temel kurallarını belirlemiş.
Araştırmanı kendin yap. Girişmek istediğin işi bil. Müşterilerini ve ihtiyaçlarını iyi analiz et.
Hayaliniz, rakiplerinizin hayallerinden bazı yönleriyle farklı olmalı.
Ürün kalitesi ve müşteriye hizmet her zaman öncelikli hedefler olmalı.
Çok ama çok çalışmalısınız.
Başarmak için içinizi yakan bir arzu hissetmiyorsanız, işe girişmeyin.
Bu hikayede, ne istediğini iyi bilen ve mevcut kariyerini ve ekonomik güvencelerini, kurmayı düşündüğü iş uğruna bir çırpıda terk edebilecek kadar cesur ve inançlı bir insan görüyorum.
Böylelikle bu noktada, çeşitli girişim öykülerinden yola çıkarak üstün girişimci profiline ilişkin bazı ipuçlarını ortaya koymak istiyorum.
Dünyada üstün başarılı girişimci
Bir işe girişmeden çok önce zihnini bu yönde harekete geçirerek yapabileceği işleri ve bunlara ilişkin olası riskleri enine boyuna tartıyor.
Mevcut pozisyonunu değiştirmesi halinde ortaya çıkacak kayıp üzerine değil, girişimleri neticesinde elde edeceği kazanç üzerine yoğunlaşıyor.
Onun için kazanç, ekonomik değerlerden çok manevi değerleri içeriyor.
Ya piyasada henüz mevcut olmayan bir ürün ve hizmet üzerine ya da mevcut ürünü özgün bir karakterde sunma üzerine kafa yoruyor.
Ürününü ortaya koymadan önce çevresini, piyasa trendlerini, ekonominin genel gidişatını ve demografik-sosyolojik oluşumları ve rakiplerini takip ediyor.
Bir işe soyunurken teknik projeksiyonları dikkate alıyor ama nihai kararını sezgilerine yaslanarak veriyor.
Her halükârda 'en kötü durum senaryosu' yaparak, bunun sonuçlarına katlanıp katlanamayacağı üzerine düşünüyor.
Girişeceği işi, nasıl yapabilecği ve teknik detayları üzerine değil, kimlerle ve hangi organizasyon yapısı altında gerçekleştirebileceği konusuna odaklanıyor.
Basit, pratik bir iş planı ve nakit akışı tablosu ile girişeceği işin ilk boyutunu belirliyor. Ancak hırslı ve bitmek bilmez yaratma dürtüleri zaman zaman işyerini bu planın dışına çıkarak büyütmesine neden oluyor.
Sunacağı ürünün kalitesini her amacın önünde tutuyor.
Çalışması, çok çalışması gerektiğini dikkate alıyor.
Ancak burada ortaya koyduğum üstün girişimci profili gelişmiş Batılı ekonomilerde geçerliliğini koruyor. Türkiye gibi istikrarsız ve girişimciliğin önemini kavramamış bir ülkede üstün başarılı girişimci olabilmek için, girişimcinin yukarıdaki özelliklerin ötesinde aşağıda yer alan bazı ilginç nitelikleri de taşıması gerektiğini düşünüyorum.
Türkiye'de üstün başarılı girişimci
Girişimde bulunduğu sektörde kayıtdışı olarak faaliyet gösteren rakipleriyle nasıl rekabet edeceği konusuna kafa yorar.
Türkiye'de patent ve telif hakları konusunda ürününü koruyamayacağını bilir ve stratejilerini buna göre oluşturur.
Uzun vadede gerek know-how, gerek ölçek ekonomisi, özsermaye yeterliği ve global rekabet gücü açısından yabancı bir ortak edinmek gereğini dikkate alır.
Kendi siyasi görüşüne aykırı da olsa mevcut siyasi otoriteyle, yerel yönetimlerle, bürokratik elitle iyi ilişkiler kurmak zorunda olduğunu bilir.
Bütçelerini, nakit akışlarını ve diğer tüm projeksiyonlarını, kanun ve yönetmeliklerin ve tüm ciddi ekonomik göstergelerin her an değişebileceği varsayımına dayalı olarak hazırlar ve periyodik olarak revize eder.
Asimetrik riskleri iyi analiz eder, belirsizlik yönetiminde başarılıdır.
Uzun vadeli projeksiyonlara girişirken enine boyuna düşünür.
Sermayesinin bir kısmını yurtdışında tutar ve şartlara göre orada yatırım yapar.
Güçlü bir psikolojiye, çelik gibi bir iradeye sahip olması gerektiğini bilir. Haksızlıklar karşısında bazen sessiz kalabilmeyi ve şirketinin geleceği için kişiliğinden ödün verebilmeyi göze alır.
Yaşadığı her tür zorluğa ve ülkede süregelen her tür istikrarsızlığa rağmen ülkesine yatırım yapmaya devam eder.
Sermayenin pahalı olduğunu bilir ama dönem dönem yüksek faizle kredi kullanmaktan kurtulamaz.
Bazı dönemlerde içi kan ağlayarak, üretimine ara verir ve finansal kazançla ayakta kalmaya çalışır. Ve bundan dolayı çok eleştirilir.
Defalarca iflas etse de tekrar tekrar iş açamaya ve her şeye silbaştan başlamaya meyillidir.
Ülke yönetiminde M. K. Atatürk gibi bir liderin varlığına ihtiyaç duyar ama hiçbir zaman bunun gerçekleşmeyeceğini bilir.
Ailesi ve ülkesi için çok önemli olduğunun farkındadır ama onlardan gereken saygıyı, sevgiyi, anlayışı göremez.
Sonuç
Günümüzde ekonomik gelişmenin yapı taşı olan girişimciliğin doğru parametrelerle algılanabilmesi için girişimcinin psikolojik yapısına ve bazı temel davranış örüntülerine odaklanmamız gerekiyor.
Girişimciye özgü temel sorunları ve çözüm yöntemlerini ortaya koyabilmemiz ve girişimcinin ekonomik kaynakların etkin kullanımında üstlendiği rolü ifa edebilmesi böylelikle söz konusu olabilecektir.
Kısacası, yeni düşüncelerin yaratılması, yayılması ve uygulanmasını sağlayan, yeni endüstrilerin doğmasına yol açan, hızla büyüyen sektörler yaratarak ekonomik büyümeyi kalıcı hale getiren girişimci potansiyelimize gereken ilgiyi göstermek hepimizin görevi olmalıdır.
E. Aysan Doğaner / Ekonomist-Girişimci IPF Project Finance Ltd.
|